Psikiyatri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikiyatri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2010 Salı

“Evin Asabi Erkeği” - 2

“Evin Asabi Erkeği” - 2

Gürcan Banger

“Evin asabi erkeğinin” ilk özelliğinin kendisinin bile farkında olmadığı aşırı duyarlılık hali olduğunu söylemiştim. Ayrıca aşırı duyarlılığı nedeniyle sinirlenmesinin ve hırçınlaşmasının arkasında; her olayda kendisine karşı kasıtlı bir durumun yaratılmak istendiği yanılsaması içinde olduğunu eklemiştim. “Evin asabi erkeğinin” çevresindeki insanlar gerçekte ruhsal bir arıza olan aşırı duyarlılık halini, işbu erkeğin “ayağına basmamaya” dikkat ederek dolayısıyla gazaba / tacize uğramayacak biçimde çalışırlar.

Evde, ofiste, çarşıda, sokakta veya maçta karşılaşabileceğiniz “evin asabi erkeğinin” ikinci özelliği, sürekli endişelilik halidir. Endişe, müstakbel bir tehlike veya zor durum karşısında insanın içinde duyduğu gizli, acı veren, belli belirsiz güvensizlik duygusudur. Bir başka şekilde ifade edersek; endişe, gerçek veya hayali bir tehdit karşısında meydana gelen tedirginlik, belirsizlik ya da korku durumudur. Endişenin denetlenmeyerek ileri aşamalara varması; kronik hale gelmesini sağlayarak uykusuzluk, düzensiz beslenme, alerji ve yüksek tansiyon gibi sonuçlar vermesine neden olabilir.

“Evin asabi erkeğinin” endişeleri ise işini kaybetmek, sevdiğini yitirmek, başarısız bulunmak, toplumun veya yöneticilerin gözünde küçük düşmek, ailenin kendisini değerli bulmaması ya da sağlığını kaybedip yaşamını sürdürmekte zorluklarla karşılaşmak gibi konulardır. Bu endişelerin arka planına baktığımızda; gene “evin asabi erkeğini” var eden bedensel sorunların yansıları yanında özgüven eksikliği, çevreye olan güvensizlik, ilişki kurmakta sorunlar ve cinsel performans değişimleri gibi problemleri görürüz. Çoğu zaman endişenin görünümü ile endişenin gerçek kaynağı çok farklı olabilir. Aynı şekilde; “evin asabi erkeğinin” endişeye tepki olarak verdiği davranış tarzı da bağırıp çağırma / taciz / aşağılama / karalama / düzeysiz eleştiri gibi farklı şekillerde olabilir.

Kediler için sıklıkla anlatılan bir örnek, köşeye sıkıştırıldıklarında saldırdıkları şeklindedir. Her canlı kendini zor durumda veya çıkmazda hissettiğinde o anki durumuna, kişisel kültürüne ya da ruhsal durumuna göre bir tepki verir. “Evin asabi erkeğinin” ruhsal sorunlu halini ifade eden ipuçlarından bir diğeri, kendini çıkmazda hissetme hali ve bu duruma verdiği tepkidir.

Kendini çıkmazda ya da çözümsüz hissetme hali için bazı örnekler verebiliriz. Örneğin evde eşinin aşırı talepleri karşısında bir çözüm üretmekte zorlanan “evin asabi erkeğinin” hali böyledir. Örneğin çalışma ortamında yükselmek isteyen ama “önünü tıkayan” başka çalışanların olduğu durumda “ofisin asabi erkeği” kendini aşırı sınırlanmış ve çözümsüz hisseder. Genel anlamda kendini açmazda hisseden “evin asabi erkeği” çözümsüz bir engellenmişlik duygusu içindedir. Yaşamlarını daha nitelikli hale getirme konusunda ellerinin kollarının bağlanmış olduğu duygusuna takılırlar. Onlar için aile, arkadaş veya iş ilişkilerinde uyum sağlanması (kabul edilmesi) zor şartlar, aşılma imkânı görülmeyen yüksek engeller mevcuttur. Böyle bir durumda engelleri oluşturan kişi veya kuruluşların, “evin asabi erkeğinin” bir eleştiri / karalama taarruzuna uğramaları hiç şaşırtıcı değildir.

Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisine “öfke” adı verilir. Eşdeğer olarak kızgınlık, hışım, hiddet, gazap gibi sözcükler de kullanılır. Öfke belirtisi, “evin asabi erkeğini” tespit etmek için kullanılabilecek bir diğer ipucudur.

“Evin asabi erkeği” kendi kural ve şartlarına uygun bulmadığı davranış ve hareketlere karşı tepkisini çoğu zaman öfkeye başvurarak göstermeyi tercih eder. Onun öfkeli hali memnuiyetsizliğinin ya da kendisini engelliyor olarak algıladığı kişi ve kuruluşlara yönelik düşmanlığının ifadesidir. “Evin asabi erkeği”, başlangıç durumunda öfke ile kalkıp saldırganlık ile tepkisini sürdürebilir. Dışa dönüklük durumunda tepki; bulunulan ortama, sosyal kültürüne ve özdenetimine bağlı olarak şiddete kadar varabilir. İçe dönük durumlarda ise depresyon gibi sonuçlar (ya da kişinin kendisine zarar vereceği, şiddeti kendi üzerinde uygulayacağı diğer tepki biçimleri) oluşabilir.

“Evin erkeğinin” öfkeli olması, geleneksel kültürde ona yakıştırılan bir durumdur. Büyükbaba, baba veya büyük ağabey olmanın şartlarında birisi asabilik gibi kabul edilir. Asabi olan da öfkeli olmaya hak sahibidir. Bu nedenle “evin asabi erkeğine” ilişkin sorunlar, gene onu öfkelendirmemeye çalışılarak çözülür. Daha doğrusu; böyle davranmanın çözüm olduğu düşüncesi hâkimdir.

Öyle sanıyorum; “evin asabi erkeğine” sıklıkla yakıştırabileceğimiz bir diğer özellik aşağılık duygusu olmalıdır. Onun (genelde farkında olmadığı) ruhsal sorunları karşısında verdiği tepki ile aşağılık kompleksinin hegemonyası altında kalmış kişilerin tepki ve davranış modellerinin benzerliği gözden kaçmamalı.

Yukarıda çizdiğim çerçevede kalan ruhsal sorunlar konusunda çalışmalar yapan bir uzman, “böyle bir ruh halinin önyargılı ve kısıtlı” düşünmeye yol açtığını söylüyor. “Evin asabi erkeğinin” sorunlarını çözmek için uzman desteğine ihtiyaç olduğu konusunda hiç kuşku yok. Sanırım; en zoru, bu desteğe ihtiyacı olduğuna ilişkin olarak “evin asabi erkeğini” ikna edebilmekte… Eğer yukarıda saydıklarıma benzer gözlenebilir sıkıntılar yaşıyorsanız, belki de bir uzmanın yardımını doğrudan talep ederek çevrenizdeki insanların yaşamlarını (en önemlisi kendi yaşamınızı) kolaylaştırmak ve daha kaliteli hale getirmek için adım atabilirsiniz.

26 Temmuz 2010 Pazartesi

“Evin Asabi Erkeği”

“Evin Asabi Erkeği” - 1

Gürcan Banger

Psikoloji; bir grubu, bir bireyi belirleyen hareket etme, düşünme, duygulanma biçimlerinin bütüne verilen isimdir. Bu konuları inceleyen ve araştıran bilim dalına da psikoloji adı verilir. Ruh bilimi veya ruhiyat da denir. Bir başka benzer sözcük ise psikiyatridir. Ruh ve sinir hastalıklarıyla, kişide görülen önemli uyumsuzlukları önleme, teşhis ve tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalına psikiyatri ismi verilmiştir.

Gerek psikoloji gerekse psikiyatri çağımızın önemli bilim dalları arasında yer alır. Her iki dal da tıbbın diğer alanlarına göre oldukça yeni sayılır. Psikoloji ve psikiyatri konularında yapılan önemli çalışmalar genelde kökenini 19’uncu yüzyılda bulur. Bilim alanında geliştirici ve teorik katkı yapıcı özelliklerde eksik ve zayıf oluşumuz nedeniyle ülkemizde bu iki bilimsel dal daha geç gelişmiştir. (Osmanlı döneminde ruh sağlığı konusunda bazı çalışmaların ve kuruluşların varlığına rağmen bunların bir bilim dalına önayak olduğunu söylemek mümkün değil.)

Ruh bilimi ve ruh sağlığı konusundaki sosyal algı ise tarihsel olarak toplum katmanlarında çok daha yavaş gelişmiş. Ruh sağlığı aşırı derecede bozuk olanlar “deli” denilip geçilmiş. “Delilik mertebesine erememiş” olanları ise “asabi” ya da “sinirli” veya “çabuk dellenir” diye isimlendirip buna göre pasif pozisyon almayı denemişiz.

Geleneksel kültürümüzde baskın olan erkektir. O, ya evin babasıdır ya da büyük erkek kardeştir. Eğer dede veya büyükbaba gibi yaşça babadan büyük olan varsa “sinirli” ya da “asabi” olma hakkı ona aittir. O kızar, bağırır çağırır. Çok “sinirlenirse” kırar döker. Ama “evin direği” olduğundan dolayı bu davranışından daha fazla anlam çıkarılmaz. Sadece huyuna suyuna gidilmeye çalışılır. Onun kızıp sinirleneceği konular “el altından” halledilir. Diğer yandan “evin erkeğinin” sinirli hali onun otoriter, her şeyi bilen ve her şeye hâkim karakterinin olağan bir göstergesi gibi de anlaşılır ve sorgusuzca kabul edilir.

20’nci yüzyılla birlikte ruh sağlığı konusunda çalışmalar büyük bir hızla gelişti. Bu dal, insan sağlığı ile ilgili üniversitelerin önemli birimlerinden birisi haline geldi. Bu alanda yeni yöntemler, teknikler ve araçlar geliştirildi. Çok sayıda bilimsel çalışma üretildi; akademik toplantılar yapıldı; kitaplar ve makaleler yazıldı. Psikoloji ve psikiyatri, özel uzmanlık dallarına ayrılıp kendi gelişimini çeşitlendirdi. Bu alanda toplumun ilgisine yönelik popüler kitap sayısında hızlı artış oldu. Bir kısmı ‘sahte bilim’ diyebileceğimiz nitelikte de olsa; ruh sağlığı konusunda ulaşılabilir bilgi miktarı arttı.

Yukarıda kısaca özetlediğim çerçevede insanların birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlayabilecek bir bilgi ortamı oluştu. Artık olağan dışı insan davranışlarının nedenleri hakkında daha fazla bilgimiz var. “Evin erkeğinin” sinirli davranışlarını açıklamak için elimizde yeterince “malzeme” var.

İnsan bedeninin ruhsal ve sinirsel davranışlarını büyük ölçüde bedendeki biyokimyasal değişimler, hormonal dalgalanmalar ve cinsel kimliğin niteliğindeki değişim etkiliyor. İşte; bu etkiler; evin erkeğinde aşırı duyarlılık, endişe, asabiyet veya öfke durumu oluşturabiliyor. (“Evin asabi erkeği” derken sadece bilinen bir örneğe işaret etmek istiyorum. “Evin asabi erkeğine” iş ortamında, ofiste, okulda, sokakta, bilimsel toplantıda, çarşıda veya futbol maçında da rastlayabilirsiniz. Dolayısıyla “evin asabi erkeğine” bir başka örnek olarak “ofisin sinirli erkeği” veya “çarşının asabi erkeği” de diyebiliriz.)

Hiç kuşkusuz; “evin asabi erkeği” olma durumuna işaret eden bazı ipuçları var. Bunlardan birisini “aşırı duyarlılık” olarak belirleyebiliriz. Yapılan bilimsel çalışmalara göre; aşırı duyarlı erkekler, genelde böyle bir özelliğe sahip olduklarının farkında olmuyorlar. Alınmalarına neden olan hareket ve davranışların, kendilerini sinirlendirmek üzere yapıldığı kanısına sahipler. İşin ilginci; (açıkça bilinen bir durum olmadığından) erkeğin aşırı duyarlı yanını rahatsız eden kişi de neden bir rahatsızlık yarattığını, o erkeğin neden “sinirlendiğini” anlamakta zorluk çekiyor.

“Evin asabi erkeğinin” durumu, başı ağrıyan ama bunu kimseye söylemeyen (hatta söylememekte ısrar eden) kişinin durumuna benzer. Bu durumdaki erkek, kendisi ile diyalog kurmak isteyen bir başka kişinin kendi ağrısını artırmaya, kendisini rahatsız etmeye yeltendiği kanısına sahiptir. Benzer bir durumda; “evin ya da ofisin asabi erkeği” için yapılmaya çalışılan bir “iyilik”, rahatsızlık verici bilinçli bir eylem olarak algılanır. Dolayısıyla asabi erkek için “iyi ve yararlı” bir iş yapmaya çalışan kişi de aldığı olumsuz tepkiden şaşkınlık içinde kalır. Durum ne olursa olsun; “evin asabi erkeğinin” karşısında kabahatli olan ve zılgıtı yiyen, iyilik yapmaya çalışan olur.

Böyle bir durumda; “evin asabi erkeği” için iyilik yapmaktan mı vazgeçmeli, yoksa onu psikiyatrik tedavi için ikna mı etmeli? Bu soruyu ev ödevi olarak bırakıyorum. Konuya yarınki köşe yazısında devam edeceğim.