6 Ocak 2011 Perşembe

Dünyanın Gündemi: Enerji

Dünyanın Gündemi: Enerji

Gürcan Banger

2000’li yılların dünya gündeminde enerjinin özel bir yeri var. Bu konum, ekonomiden sosyal yaşama kadar pek çok farklı boyuttan oluşuyor. Örneğin dünyanın en zenginleri arasında enerji yatırımlarına ilgi artıyor. Yenilenebilir enerji kaynakları ayrı endüstriler halinde ele alınıyor. Bu alanda akademisyenlerin çok sayıda yayını var; enerjiyi konu alan kongre ve sempozyumların sayısında ciddi artışlar oluşmakta. Geleneksel enerji kaynaklarını kullanan araç ve aygıtların yerini yeni türden teknoloji ürünleri almaya başladı. Önce bir tavsiye niteliğinde başlayan enerji verimliliği, neredeyse standartlaşmaya doğru gidiyor; muhtemelen bir süre sonra hukuksal mevzuatın unsurlarından birisi haline gelecek. Ülkemizde ise bu değişim yeterince hissediliyor mu? Hem “Evet” hem de “Hayır”.

Ülkemizde iki tür gündem var. Bir türü, güncel gündemde başka konular var olmasını isteyenler tarafından uyduruluyor. Hiç kuşkusuz; toplum olarak yapay gündemlere kolay uyum sağlama özelliğimiz de unutulmamalı. Diğer yandan; bir de gerçekten gündem olması gereken konular var. Bunlar giderek büyüyen bir öneme sahip olmasına rağmen ne medya, ne de yöneticilerimiz tarafından gündem oluşturulmasına geçit verilmiyor. Halkı başka konularla meşgul etmek, gerçek sorunların gündemde olmasına göre daha fazla tercih ediliyor. Doğrusu; halkın ciddi bir bölümü de medyanın yarattığı sanal dünyada yaşamayı seviyor.

Bugün ülkenin gündemini oluşturması gereken sorunlardan bir tanesi enerjidir. Ham petrolün varilinin (çıkarak inerek ama) yukarı doğru yol almaya devam ettiği bir dünyada enerji konusunda duyarlı olmamak, gerçek anlamda bir körlüktür. Ulusal kaynakların giderek büyüyen bir kısmının, enerji ithali için kullanıldığını izlemek sorunun ciddiyetini anlamak için yeterlidir. Büyük oranda ithalata dayalı enerji, ülkenin dış borç açığını biteviye büyüten unsurlardan biridir.

Enerji konusunun başat sorunlarının hemen başında, bu alanda tutarlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımın olmayışı gelir. Dış politikadan imalat sanayisinin yapısına, ulaşım ve tarımdan evdeki tüketime kadar pek çok ekonomik ve sosyal sektörü ilgilendiren enerjide hâlâ bir vizyon ve uzun dönemli program geliştirememiş olmamız şaşırtıcıdır.

Enerji konusunda çalışan kamu kuruluşlarımız olmasına rağmen enerji sektörünün talep yapısına hâkim değiliz. Sağlıklı talep tahminleri yapamıyoruz. Ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde tüketim yapısını analiz edip gerekli önlemleri almakta yapıcı davranmıyoruz. Genelde bir başıboş büyüme içinde olan kentlerimizin, başta elektrik olmak üzere bir sistem olarak enerjide yeni ek sorunlarla karşılaşmaları beklenen bir durum ve tehdit olarak kabul edilmelidir.

Kamusal kaynakları ilgilendiren konularda envanter yapmamak veya bir zamanlar (nasılsa) yapılmış olanı yenilememek gibi bir kötü alışkanlığımız mevcut. Enerji konusunda da öz kaynakların yeniden değerlendirilmesini yapma zorunluluğu var. Muhtemelen eskimiş olan kaynak potansiyeli envanterinin gerçekçi bir şekilde yapılması gerekiyor. Enerji ana kaynağı olarak neye sahip olduğumuzu tam ve doğru olarak bilmek zorundayız.

Enerji ithali için ciddi miktarda döviz ödüyoruz. Bu durum, enerji ile ilgili kaynaklar açısından yerli olanlara önem ve öncelik vermemizi gerektiriyor. Genel anlamda ithalata dayalı bir ekonomik büyüme, enerji sektörü için de olumlu sinyaller vermiyor.

Ülkemizde petrol konusunda umut veren aramlar olsa da; bu kaynakta dışa bağımlılığın süreceği anlaşılıyor. Böyle bir ekonomik, teknik ve siyasal görünüm karşısında alınacak önlem, enerji türlerinin kullanımında bir çeşitlemeye gitmektir. Bu bağlamda ülkemizin uygun bölgelerinde güneş, rüzgâr veya jeotermal gibi kaynakları daha etkin biçimde değerlendirmeliyiz.

Enerjide en önemli kaynaklardan birisi, enerji kayıplarını azaltmak ama daha önemlisi, enerji verimliliği konusunda etkin bir program yürütmektir. Kanımca; bugünün ekonomik, sosyal ve siyasal gündem maddelerinin en önemlilerinden bir tanesi enerji verimliliği konusudur. Küçük bir inceleme, aynı miktar mal veya hizmeti üretmek için gelişmiş ülkelere oranla birkaç misli daha fazla enerji kullandığımızı doğrulayacaktır.

Dünyada düzenli gelişme ve sürdürülebilir güce sahip olma yönünde yoğun bir rekabet var. Bu yarışın önemli bir parçasını da enerji konuları oluşturuyor. Enerji konusu ülkemizin gündemini sıkça işgal etmekle birlikte gerçek anlamda mesafe alabildiğimiz konusu hayli kuşkulu. Bilimsel, teknolojik, sınai ve ticari boyutlarda yapılması gereken işler var. Türkiye, gündeminde enerjiyi daha geniş ve derinlikli olarak bulundurmak zorunda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder